Sana anlatmak
istediğim
birkaç şey var.
Ama bunları senden bir cevap almak için değil… İçimde güzel kalanları, olduğu gibi bırakabilmek için yazıyorum.
Her şey bir duayla başladı.
İlk seni bana anlattıklarında uzunca dinlemiştim ve daha sonra gördükten sonra uzun uzun fotoğrafına bakmıştım. Çok garip bir his oluştu. Nasip midir bilmiyorum...
Daha sonra çok dua ettim. "Rabbim, hayırlısı ise beni buluştur; değilse olmasın." diye. Namaza her kalktığımda dua ederdim. O gece de bir dua ve namaz ile uyudum ve gerçekten de rüyamda gördüm.
Sonra "Rabbim karşıma çıkardı." deyip tanışmak istedim.
İlk buluşma.
Çok stresliydim. Nasıl olacak, eve nasıl gideceğim derken heyecanlı bir süreç oldu. Çikolata ve gül ile gelecektim eve az daha. Hanımefendi orada bana doğrudan "yok" diyecekti. Buna da nasip mi desek...
Ve senin güzel düşüncen sayesinde bu durum yaşanmadı. İlk burada sana olan yaklaşımım daha da arttı. İlk sana yazdım, sonra buluştuk. Kendim biraz dinleyen tarafta olurum demiştim ve seni çok konuşturdum. Anahtar düşürdük, heyecanımı gördün derken bayağı kafanda soru işaretleri oluştu. Ve tabii ki... Boy takıntısı. 😊
İlk sınavı geçemedik ama sağ olsun canım anniş ve teyzenin desteğiyle bize bir şans verdin.
Çok teşekkür ederim... Bize bir şans verdiğin için, seni tanımama izin verdiğin için.
Sonrası belirsizdi.
Aşırı bir belirsizlik oluşmuştu. "Nasıl oldu, şimdi ne olacak?" derken konuştuk. Zorlu bir haftaydı. Kendi kendime "Tatilde, yazmayabilir." diye düşündüm ve akışına bıraktım.
Ama beklediğim gibi olmadı.
Her mesajıma yazdın.
Belki bunu hanımefendi sadece saygısından yaptı ama bunun için de sana teşekkür ederim.
Her şey daha da ilerledi.
İkinci buluşmadan sonra her şey daha da ilerledi. Farklı hisler oluşmaya başladı. O günden sonra birbirimizi daha iyi tanımak istedik, daha sık konuşur olduk.
İlk başlarda hep derdin; "Zorlu bir süreç olur, zor biriyim." diye. Ve gerçekten hiç sorun olmadı benim için.
Başta tabii ki bazen modumun düştüğü, ümitsizliğe kapıldığım zamanlar oldu ama ben asla pes etmedim. Sen bana kızsan da "Hak etmişimdir." derdim ya da "Olsun, kızsın." derdim.
İlk kötü olduğum zaman, yanlış anlaşılmayla çöllere düştüğümüz gün oldu. O gün bir şeyler hissettiğimi anladım. Az da olsa... Çünkü ben normalde kafasına takan biri değilimdir ama ufacık bir şey bile sen tarafında olunca düşünür, değer verirdim.
Ama sonrasında o kadar güzel toparladık ki... "Eve gidince konuşuruz." dedin. En hoşuma giden durumlardan biriydi.
Küçük anılar, büyük izler.
Bazen sadece bu birkaç kelime, içimde çok şeyin değişmesine sebep oldu.
Kızışların bile güzeldi.
Bazen sinirlenirdin bana. Hiç unutmam o günleri. Sinirlendiğin konulardan biri benim sinirlenmememdi.
Bir keresinde hatırlar mısın? "Tamam ya, en kötü yastık atarım." dediğimde, "Boğarım." demiştin. Nasıl hoşuma gitmişti...
Sinirlendiğin bir konu da şuydu; bazen istemediğim şeyleri yapabilirim demiştin. Ben de sana, "Tabii ki bazen istemediğimiz şeyleri yapabiliriz. Kendimizi şaşırtabiliriz." demiştim.
Benim için önemli olan mükemmel olmak değildi. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip gerektiğinde alttan alabilmekti.
Hiç unutmuyorum, "Çok mantıklısın, sinirim bozuldu." demiştin. Böyle kızınca o kadar hoş geliyordu ki... Bazen de, "Seninle konuştuktan sonra sinirim kalmıyor pek." derdin.
Kalbimi ilk açtığım gece.
Bir gece çok rahat konuştuğumuz bir gece olmuştu ve o gün kalbimi ilk kez açtığım gün gibi oldu. Çok hissettim.
Şey demiştim; "İlk günkü biz ile şimdiki biz aynı mı?"
"Değil tabii ki." demiştin.
Ve isteyerek yazdığını söylemiştin.
Bunlar çok hoştu.
O gün içimden ilk kez "Güzel Kalplim." demek gelmişti.
Ve sen bu iltifatı almıştın.
Güzel Kalplim olmuştun.
"Hâlinden çok memnun biri mi var karşımda?" demiştin.
Ve o gece hisleri gerçekten yaşamıştım.
Bazı şeyleri paylaşmadım tabii ki. Çünkü hızlı gidip de seni daha fazla strese ya da beklentiye sokmak istemedim.
Vazgeçme konusu açılmıştı.
"Asla vazgeçmem." demiştim.
"Pes ettiğin noktalar oldu mu?" diye sormuştun.
"Hiç olmadı."
Kaygılarından bahsetmiştin bana. Aile, uzun vadede uyum... Hepsi ilerisi için demiştin. Bunu da zamana bağlamıştık. Çünkü bunlar zamanla anlaşılacak şeylerdi.
En önemli diğer konu kırılma konusuydu. "Neler yaparsın?" demiştin. Allah o günleri göstermesin... Kısa süre olmasına rağmen korktuğum en büyük şeylerden biri de seni bilmeden üzmek, kırmak. Bunu Allah yaşatmasın. Düşünmek bile kötü ediyor ama olur da böyle bir şey yaşanırsa, tekrar toparlamak ve telafi etmek için ne gerekiyorsa yaparım.
Sana söylemek istediğim.
Son zamanlarda çok baskı hissettiğini söyledin. Benim hızlı gitmem, belki aile etkisi... Bazen gerçekten farkında olmadan seni acele ettiriyor ya da baskı kuruyormuş gibi hissettirebiliyorum. Bunu söylediğinde düşündüm ve haklı olduğun taraflar olduğunu fark ettim.
Ama inan bana, bunun altında hiçbir zaman senden bir beklenti ya da seni bir şeye zorlamak gibi bir niyet olmadı. Sanırım ben hissettiğim şeyi içinde tutan biri değilim. İçimden geçenleri o an paylaşıyorum. Farkında olmadan bu da sana baskı gibi hissettirebiliyor.
Hayatım boyunca bir şeylere hep iyi tarafından bakmaya çalıştım. Çünkü şunu öğrendim; sürekli kötü ihtimallere odaklandığım zaman kendimi belirsizliğin içinde buluyorum. O yüzden güzel olabileceğine inanmayı seçiyorum. Bizim için de öyle hissediyorum.
İnşallah sonu çok güzel olur. Ama ne olursa olsun sonunda "Rabbim bizim için en hayırlısını nasip etmiş." diyebilmeyi isterim.
Senden öğrendiklerim.
Sana teşekkür etmek istedim.
Kısacası, iyi ki varsın.
Ve bütün bunlar için sana gönülden teşekkür ederim.
Güven, sadece zamanla oluşmaz.
Belki aklından "Bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar rahat hissedebiliyor, nasıl güvenebiliyor?" diye geçmiştir. Ben güveni sadece zamanla oluşan bir şey olarak görmedim.
Tabii ki zaman çok kıymetli ama bazen bir insanın bakışı, duruşu, konuşurken verdiği his, seni dinlerken gösterdiği özen, küçücük bir gülümsemesi bile insana güven verebiliyor. Benim sana kısa sürede güvenmemin sebebi geçen günlerin sayısı değil; senin bana hissettirdiğin şeylerdi.
Yanında kendimi rahat hissettim. Kendim gibi olabildim. Belki de bu yüzden içimden geçen güzel şeyleri bekletmeden söylemek istedim.
Ama bunun hiçbir zaman "Sen de aynı anda aynı şeyleri hissetmelisin." ya da "Benden beklediğim karşılığı vermelisin." gibi bir anlamı olmadı. Ben sadece hissettiğimi dürüstçe paylaşan biriyim. Sen ise hissettiklerini daha çok zamanla anlamayı seven birisin.
Bugün bunu daha iyi anlıyorum ve buna saygı duyuyorum. 🥹 Amacım seni hiç bunaltmak değildi. Şu an şunu diyebilirim ki kalbimi ilk defa açtım ve bu böyle sürecek.
Son söz.
Ben hiçbir zaman hayatına yük olmak, seni yormak ya da omuzlarına yeni sorumluluk eklemek istemedim.
Bir gün hayatına dönüp baktığında "İyi ki var." diyebileceğin, yanında huzur bulduğun, kendin gibi olabildiğin, zor zamanlarında yükünü hafifleten biri olmayı isterim.
Belki bunu her zaman doğru şekilde gösteremedim. Belki bazen hissettiklerimi çok hızlı paylaştığım için sana baskı gibi hissettirdim. Ama düşündüğüm hep şuydu:
Hayatını biraz daha güzelleştirebilir miyim?
Yüzünü biraz daha fazla güldürebilir miyim?
Omzundaki yükü biraz olsun hafifletebilir miyim?
Ve eğer bir gün senin hayatında öyle biri olabilirsem bunun benim için en büyük mutluluklardan biri olabileceğini bilmeni isterim. Seni karşıma çıkaran Rabbime binlerce kez şükrediyorum.
Bu satırlar hiçbir şeyi değiştirmek için değil; sadece kalbimde olanı olduğu gibi sana bırakabilmek için var.
Şunu bilmeni isterim ki, seninle aynı yolda yürümek nasip olursa o yolda emek vermekten, sabretmekten ve elimden gelenin en iyisini yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Ama bunu hiçbir zaman bir baskıyla, bir beklentiyle ya da seni zorlayarak yapmak istemem.
Çünkü benim istediğim şey, hayatına yük olmak değil; yanında huzur bulduğun, güven duyduğun ve hayatını biraz daha kolaylaştıran biri olabilmek. Gerisini ise zamana, gayrete ve en önemlisi Rabbimin bizim için yazdığı en hayırlı kadere bırakıyorum.
Güzel Kalplim...
"Olmuyorsa, olana kadar dua ederiz." Çünkü vazgeçmeyiz. Biliriz ki kader, gayrete aşıktır.
Ben de ilk kez kalbimi bu kadar açık bir şekilde birine verdim. Bu yüzden sonuna kadar elimden geleni yapacağım. Eğer nasibimizde varsa, bir gün seninle aynı yolu yürürüz. Yoksa da sana duyduğum bu güzel his, uzaktan da olsa aynı samimiyetle yaşamaya devam eder. Çünkü bazı insanlar için verilen emek, sonucundan bağımsız olarak kıymetlidir.
Furkan'dan sana